Sosyal medyada önümüze bir video düşüyor. Video: 20 saniye. Yorumlar, fırtına misali. Karar çoktan veriliyor.

Oysa bir amatör koro konseri tek karelik bir görüntü değildir. Bir akışı vardır. Bir emeği vardır.

Bir ruhu vardır. Bir türü, bir sahne dili vardır.

Geçen gün önüme böyle bir video düştü. Bir Türk Halk Müziği koro konseri. Şefini tanırım. Çalışmalarını uzun zamandır takdirle takip ederim. Yıllardır ciddi emekle çalışan, akademik birikimi olan, halkın nabzını da tutabilen, başarılı konserlere imza atan kıymetli bir müzik insanı.

Konser bitmiş. Salon alkıştan yıkılıyor. Şef de o yoğun alkışın enerjisiyle türküye eşlik etmiş, oynamış.

Sonra…Sosyal medya mahkemesi kurulmuş.

Bu kadar dans mı edilir? Burası düğün salonu mu? Bir şefe yakışır mı? Bu ne ciddiyetsizlik?

Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var.

Türk Halk Müziği salon müziği değildir. Köy meydanında doğmuştur. Düğünde, yaylada, asker uğurlamasında, harman yerinde… Bir halay havası çalarken kim yerinde durabilir?

Bir oyun havası yükselirken ya da horonda beden susabilir mi?

Halk müziği harekettir. Nefestir. Toprağın ritmidir. Dinamizm halk müziğinin özünde vardır. Ritim alkışı çağırır. Bazı ezgiler ayağa kalkmak ister. Onu tamamen hareketsiz görmek istemek…Bir nehri akmadan izlemek istemek gibidir. Görüntüye bakıp kendi beklentimizi yorumlamak en büyük yanılgıdır.

Söz konusu örnekten giderecek olursak eleştiriyi yapan kişilerin hangi koro?

Hangi repertuvar? Hangi gelenek? Bu bir Türk Halk Müziği konseri mi? Bir Türk Sanat Müziği icrası mı? Yoksa popüler müzik repertuvarı mı?

Şef kim? Geçmişi ne? Yaklaşımı ne? Konser akışı içerisinde mi? Bittikten sonra finalde mi oldu?

Final anının enerjisiyle örtüşüyor muydu? sorularının cevabını araştırdıktan sonra fikirlerini beyan etmeleri en doğru olandır.

Eleştiri kültürü başka, Eleştiriye heves başka. Eleştirinin de bir asaleti olmalı. Emeği göz ardı edip, 20 saniyelik görüntüye bakarak olmamalı.

Sanatın dili tek tip değildir. Her türün sahne dili farklıdır. Duruşu farklıdır. Enerjisi farklıdır.

Her koronun yapıs farklıdır. Her şefin yorumu farklıdır. Her konserin atmosferi farklıdır. Bir konser finalinde ritimle hareket etmek neden bir anda hafiflik sayılıyor? Sorun dans değil. Sorun algı. Biz hâlâ sahnede belli bir ağırlık görmek istiyoruz.

Ciddiyet dediğimiz şeyi hareketsizlikle eşleştiriyoruz. Düğün Salonu mu? sözü ne anlatıyor?

Bu cümle aslında bir kültürel hiyerarşi ve küçümseme içeriyor. Sanki düğün müziği değersizmiş gibi. Sanki halkın coşkusu estetikten uzakmış gibi.

Asıl mesele, biçim mi, ruh mu? Bir şefin biyografisini, mesleki bilgi ve donatılarını bilmeden,

Sanatsal yaklaşımını anlamadan,

Koro geleneğini incelemeden hüküm vermek. Sanatçı da insandır. Sevinir. Rahatlar.

Bazen coşkuyu beden diliyle ifade eder.

Konserin finalinde şef alkışla coşmuş olabilir.

Zaten repertuvarın son eserleri hep hareketlidir.

Belki seyirci dakikalarca susmamıştır.

Eğer sahne bir disiplin alanıysa, aynı zamanda bir duygu alanıdır. Alkış, sanatçının emeğine verilen karşılıktır. Bazen beden, sözcüklerden önce teşekkür eder. Sanat tek kareye sığmaz.

AK davanın özü samimiyettir!
AK davanın özü samimiyettir!
İçeriği Görüntüle

Emek 20 saniyelik videoyla ölçülmez.

Alkıştan linçe giden yolu kısaltmak kolaydır. Bilmeden eleştirmek kolaydır.

Anlayarak eleştirmek emek ister.

Alkışı anlayarak yorumlamak işte o bir kültürdür.