GÜNDEM

Çok mu alıngan olduk?

Ne acayip bir zamandayız.

Abone Ol

Eskiden insanlar kırılırdı. Şimdi alınıyorlar. Aradaki fark küçük gibi duruyor ama derinliği büyük.

Kırılmak canın acıması. Alınmak ise her şeyi üstüne alma hâli. Bir yazı yazıldığında, içeriği konuşulmadan niyeti sorgulanıyor. Cümle bitmeden etiket yapıştırılıyor.

Kaç kişi üstüne alınıyor? Sayısı belli değil. Ama sonuç net. Herkes alıngan, kimse suçlu değil.

Eleştiri deseniz ayrı bir mesele. Şaka travma tetikliyor ,sessizlik kesin bir mesaj sayılıyor.

Eskiden insanlar Ne demek istedin? diye sorardı. Şimdi doğrudan Beni mi ima ettin? diye giriyoruz konuya. İster istemez alınganlık mı bu? Yorgunluk mu? Ego mu? Yoksa toplu bir tükenmişlik mi? diye sormadan edemiyoruz

Belki de alıngan değiliz. Belki sadece fazla yorgunuz. Her şeye yetişmeye çalışan, herkesle iyi geçinmek zorunda hisseden, her ortamda doğru cümleyi kurmaya uğraşan bir nesil var karşımızda.

İnsan bu kadar tetikte yaşayınca en masum söz bile tehdit gibi geliyor.

Çünkü zihin dinlenmiyor. Kalp savunmada. Ruh ise bir daha kaldıramıyor. Hayat hızlandı. Beklentiler arttı. İnsan kendi kendine bile yetişemez hâle geldi.

Hal böyle olunca en saf cümle bile bardağı taşıran son damla oluyor. Her alınma da masum değil.

Bazen alınganlık, hassasiyetten değil, merkezde olma ihtiyacından besleniyor.

Her sözü kendine yazan, her eleştiriyi kimliğine saldırı sayan bir hâl bu.

Bu hâl bizi daha duyarlı yapmıyor aksine hassasiyetimizi silaha çeviriyor.

Kimse bir şey söyleyemiyor. Herkes kelimeleri tartıyor, ama düşünceler tartıda kalıyor. Ortaya tuhaf bir ortam çıkıyor. Herkes çok nazik ama kimse dürüst değil. Eskiden insanlar alındım demezdi.

Canım acıdı derdi. Canım acıdı demek cesaret ister. Çünkü sorumluluğun bir kısmını da insan kendine alır. Ama alınganlık çoğu zaman karşı tarafı susturma yöntemine dönüştü.

Oysa dünya bizim hassasiyetlerimize göre dönmüyor. Dönmemeli de. Kimse kalpsiz olsun demiyorum.

Ama her şeyi kalbe saplanmış ok gibi yaşamak da insanı yaşatmıyor.

Çünkü her şeyi kişisel almayan insan daha rahat nefes alır.

Her sözü tehdit görmeyen insan daha sağlıklı ilişkiler kurar.

Hayat zaten yeterince zor. Bir de birbirimizin cümlelerinden yaralar üretmeyelim.

Belki mesele alınganlık değil.Belki mesele biraz daha dayanıklı, biraz daha mizah bilen, biraz daha kendini merkezden çekebilen insanlar olabilmek.

Bazen en güçlü cümle bunu üstüme almıyorum. Ruha inanılmaz iyi gelir.

Belki de sormamız gereken Çok mu alıngan olduk? yerine birbirimizi gerçekten duyuyor muyuz?