Ekonomik belirsizlikler...

Yüksek enflasyon...

Sürekli artan inşaat maliyetleri...

İşçilik giderlerindeki hızlı yükseliş...

Finansmana erişimde yaşanan zorluklar...

Bölgemizde giderek artan jeopolitik riskler...

Bugün Türkiye, çevresinde yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenen bir coğrafyada bulunmaktadır.

Etrafımızda yaşanan savaş ve yaşanan çatışmaların ekonomik etkileri; enerji maliyetlerinden üretime, lojistikten inşaat sektörüne kadar birçok alanda hissedilmektedir.

Bu nedenle kentsel dönüşüm gibi yılları kapsayan ve milyonlarca liralık değeri ilgilendiren bir konuda karar verirken hem bugünü hem de yarını da düşünmek zorundayız.

İmza vermekte acele edilmemesinin temel nedenlerinden biri de geleceğe ilişkin öngörü yapmanın her geçen gün daha da zorlaşması..

İşte tam da bu nedenle yalnızca bugünün şartlarına bakmaktan çok yarının olası risklerini de hesaba katarak hareket etmek zorundayız.

Bu süreçte ekonomik şartların daha da ağırlaşması, maliyetlerin beklenmedik şekilde yükselmesi veya piyasalarda olağanüstü gelişmeler yaşanması halinde yüklenici firmalar ile arsa sahipleri arasında çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.

Geçmişte pandemi döneminde yaşanan olağanüstü şartlar nedeniyle birçok sektörde sözleşmeler yeniden tartışılmış, maliyet artışları ve uygulama güçlükleri çeşitli hukukî süreçlere konu olmuş,

firmalar tarafından çeşitli hukuki iddialar ileri sürülmüştür.

Bunlardan biri de uygulamada zaman zaman karşılaşılan ifa güçlüğü veya ifa imkânsızlığı iddialarıdır.

Öngörülemeyen gelişmeler, gerekçe gösterilerek, yüklenici firma tarafından sözleşme koşullarının yeniden değerlendirilmesini talep edilebilir.

Bu tür durumlarda kira bedellerinin yeniden belirlenmesi, belki de verilememesi, sürelerin uzatılması veya bazı sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi yönünde talepler gündeme gelebilir.

Bu nedenle bugün yapılması gereken şey daha fazla güvence, daha güçlü teminat ve daha sağlam koruma mekanizmalarıdır.

Bizler açısından dönüşüm sürecinin daha güvenli hale gelebilmesi için

* Bina Tamamlama Sigortası (BTS) uygulamasının sağlanması,

* Talep edilen bağımsız bölüm ve metrekare haklarının açık ve net şekilde güvence altına alınması,

* Teminat mektubu miktarlarının günümüz ekonomik gerçeklerine uygun seviyeye çıkarılması,

* Teminat mektubu yerine veya buna ek olarak güçlü taşınmaz teminatlarının değerlendirilmesi,

* Değeri yüksek, üzerinde herhangi bir kısıtlama bulunmayan bir taşınmaz üzerine birinci derece ve birinci sırada ipotek tesis edilmesi,

* Ruhsat alınıncaya kadar geçecek süreçte ayrıca ikinci bir gayrimenkul ipotek güvencesi oluşturulması,

Veysel Topçu’ya yapılan saldırıyı kınadılar!
Veysel Topçu’ya yapılan saldırıyı kınadılar!
İçeriği Görüntüle

* İpotek gösterilecek taşınmazların tapu kayıtlarının incelenmesi, üzerinde başka ipotek, haciz veya kısıtlama bulunup bulunmadığının resmî kayıtlarla doğrulanması,

* Yüklenici firmanın mali yapısının, referanslarının ve projeyi tamamlama kapasitesinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi ve netleşmesi büyük önem taşımaktadır.

Çünkü kentsel dönüşümde asıl mesele, en kötü senaryoda dahi insanların mağdur olmamasını sağlamaktır.

Özellikle ileri yaştaki komşular açısından bu konu çok daha hassastır.

Çünkü onlar için ev sadece bir gayrimenkul değildir.

Yılların emeğidir.

Anılarıdır.

Kurdukları hayat düzenidir.

Güven duygusudur.

Bu nedenle eksik güvenceyle atılan bir imzanın sonuçlarını yıllarca taşımaktansa, bugün biraz daha araştırmak ve biraz daha güçlü teminatlar istemek çok daha doğru bir yaklaşım olabilir.

İnsanların kafaları rahat ve huzurlu kentsel dönüşümün gerçekleşmesi güvenli, sürdürülebilir ve sağlam temeller üzerinden mümkün olabilir. Ancak böylesine önemli bir kararda güvenliğin öncelikli olması ön koşuldur.

Çünkü bazen beklemek zaman kaybı görünse de geleceği korumanın en akıllıca yoludur.

Bir bina yeniden yapılabilir.

Ama kaybedilen yıllar, bozulan hayat düzenleri ve sarsılan güven kolay kolay yeniden inşa edilemez.

Bu nedenle bugün sormamız gereken soru şudur:

Daha hızlı dönüşüm mü, yoksa daha güçlü güvence mi?

Çünkü kentsel dönüşümde en doğru karar, acele edilmeden en sağlam güvenceyle alınan karardır.