GÜNDEM

Bayramlarda bir arada olmak ruhumuza şifa sağlar

Medya03’ün konuğu olan Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan, “Bayram ritüelleri bize unuttuğumuz köklerimizi hatırlatır. Bayram sofraları ‘Seni görüyorum, benimlesin buradasın’ dediğimiz o içsel tatmini de sağlar. Çünkü paylaşılan acılar küçülür, paylaşılmayan acılar büyür. Ruh sağlığımızı korumanın ve iyileştirmenin en önemli yollarından biri de bu iyileşmedir. Bayramlarda bir arada olmak ruhumuza da şifa sağlar.” dedi.

Abone Ol

Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan Medya03’de Büşra Mihrioğlu’nun konuğu oldu.

KURBAN BAYRAMI İNSAN RUHUNUN ARINMA MEVSİMİDİR

Kurban bayramının maddi bir ibadet yada paylaşım dönemi olmadığını, aynı zamanda insan ruhu içinde bir arınma mevsimi olduğunu ifade eden Sevda Doğan, “Kurban bayramının psikolojik ve sembolik bazı anlamları var. Burada kurban etmek derken neleri kurban ediyoruz? İnsanın içsel olgunlaşma ve bireyleşme yolculuğunda muazzam bir tema, kurban etmek. Kurban etmek kelime kökeni olarak baktığımızda yakınlaşmak demek, kurbiyet kökeninden geliyor. İnsanın kendi özüne, hakikatine yakınlaşması için kendini aşağı çeken şeyleri geride bırakıp önüne bakması gerekiyor. Kendi özüne, hakikatine dönmesi, feda etmesi gerekiyor. Bir hayvanı keserken sembolik olarak hayvanın kesilmiş olması onu feda etmek, bırakmak anlamı altında çok daha derin anlamlar barınıyor. Kurban Bayramı sadece maddi bir ibadet ya da paylaşım dönemi değil, aynı zamanda insan ruhunun da bir arınma mevsimi. Bayramlar; konuşmaların, aidiyetin aynı zamanda yüzleşmelerin, kayıpların ya da ilişkisel sınırların birtakım gerçekleştiği dönemler olabilir. Gerçekten kurban ettiğimiz şey kendi içimizdeki o hisleri, öfkeyi, kibri bir kenara bırakarak bunlardan arınarak neyi feda ettiğimiz ve önümüze nelerle devam ettiğimiz sorusunun da cevabını vermiş oluyoruz bayramı kutlarken.”

AFFETMEK KARŞI TARAFI HAKLI BULMAK DEĞİL, RUHUMUZU ÖZGÜRLEŞTİRMEKTİR

Affetmenin bir onaylama değil, bir yükü bırakma ruhu özgürleştirme olduğunu ifade eden Sevda Doğan, “Bayramlar, küskünlerin barışması beklenen ritüellerdir. Aile büyükleri küsleri bir araya getirerek bayram vesilesiyle barıştırma görevini de üstlenirler. Bunu psikolojik bir perspektiften ele alacak olursak! Affetmenin benliğimizde yani içsel dünyamızda bir karşılığı var. Affetmek, karşı tarafı haklı bulmak demek değildir. Kendi ruhumuzu da özgürleştirmektir. Halledemediğimiz, işleyemediğimiz ve duyduğumuzda üzüldüğümüz, bizi geri bırakan duyguları yeniden işlemek ve özgürleşmek anlamına da gelir. Affetmek bir onaylama değildir. Bir yükü bırakma sürecidir. İnsanlar genellikle affetmeye karşı tarafın ayıplarını görmezden gelmek, onun haklılığını kabul etmek olarak düşünürler. Halbuki gerçek böyle değildir. Affetmek kendi yüklerimizden özgürleşmektir. Karşı tarafı temize çıkarma süreci değildir. Affetmek; “Sana ve bana yaşattıkların için duyduğum öfkenin bugünümü ve yarınımı lekelemesine, kirletmesine, ağırlaşmasına izin vermiyorum” demek de anlamına gelir.

Birilerine verilecek bir ceza varsa! Bizi üzene vereceğimiz ceza onunla olan duygusal işlerimizi bitirmektir. Bu da affetmek ile mümkün olur. En büyük ceza duygusuzlukdur. Bir insana kesilebilecek en büyük ceza onunla olan duygusal ilişkimizi bitirmekle ilgilidir.”

BAYRAMLAR KÖKENİMİZE DÖNDÜĞÜMÜZ BİRER İÇSEL YOLCULUKTUR

Bayram ziyaretlerinin sadece akrabaların görüldüğü bir ritüel olmadığını, özümüze-kökenimize döndüğümüz birer içsel yolculuk olduğunu ifade eden Sevda Doğan, “Bayram ritüelleri bize unuttuğumuz köklerimizi hatırlatır. Bizi o toprağa bağlayan birer çapa görevi üstlenir ve varoluşsal olarak da ailemize, köklerimize bağlı kalmış olmamız bizi dayanışma ve sağlıklı bir ruh haline evirir. İnsan ilişkisel bir varlıktır ve tek başına asla iyileşemez, tek başına hayatta kalamaz. Bayramlarda kurulan o fiziksel, duygusal ve ruhsal temas vücudumuzda fiziksel olarak da bizi bir sürü farklı şekilde vücudun işleyişine katkıda bulunur. Beyinde oksitosin ve endorfin hormonlarının salınımını sağlar. Kollektif olarak bir arada olmuş olmak, bireysel dertlerin yükünü hafifletir. Birlikte bunları taşıyabilme hissini yaratır. Bayram ziyaretleri de sadece akrabalarımızı gördüğümüz birer ritüel değildir. Özümüze, kökenimize döndüğümüz birer içsel yolculuktur. Ruhumuzun en büyük gıdası görülme ihtiyacıdır. Bir arada olma ihtiyacıdır. Bayram sofraları ‘Seni görüyorum, benimlesin buradasın’ dediğimiz o içsel tatmini de sağlar. Çünkü paylaşılan acılar küçülür, paylaşılmayan acılar büyür. Ruh sağlığımızı korumanın ve iyileştirmenin en önemli yollarından biri de bu iyileşmedir. Ruhumuza da bayramlar bir arada olmak şifa sağlar.”

YAŞLI NÜFUS ARTIYOR, ÇEKİRDEK AİLE KÜLTÜRÜ YAYGINLAŞIYOR

Çekirdek aile kültürünün yaygınlaşmasıyla yaşlıların daha çok yalnız kaldığını ifade eden Sevda Doğan, “Tıp dünyasında yapılan en büyük meta analizlerden birinde kronik yalnızlığın beyne verdiği zarar incelenmiş, en az fiziksel hareketsizlik ve sigara kullanımı kadar yalnız kalmanın da beyni aynı oranda zarar verdiği bulunmuş. Bugün yaşlılardan bahsediyoruz. Yaşlıların en büyük muzdarip olduğu hastalıklardan biri demans, Alzheimer. Alzheimer hastalığının yalnız kalan bireylerde daha çok arttığını, bugün bilim dünyası konuşuyor. Yalnızlık ve aidiyet kaybı buna benzer hastalıkların en büyük tetikleyicisi. Riski arttıran şey, tek başına evde oturmak değil, sübjektif bir yalnızlık algısının hissediliyor olması. Bir kişinin yalnız başına bir evde yaşamış olması değil anlamlı bir çevre edinememiş olması.

“Kalabalıklar içinde kalıp yalnız hissetmektense kendimi anlamlı bir gruba dahil etmek ve yaşadığım hayata, yaşadığım çevreye ait hissetmek.” Yaşlıların bugün muzdarip olduğu sorunlardan en büyüğü bu. Yaşlı nüfusumuz artıyor ve çekirdek aile kültürünün de yaygınlaşmasıyla yaşlılarımız daha çok yalnız kalıyorlar evlerinde. Hasta ve yaşlı bakımı geçmişte olmadığı kadar bugün çok konuşuluyor ve revaçta. Sadece hasta veya yaşlının fiziksel bedensel bakımından konuşulmuyor. Ruhsal anlamdaki bakımından, ona ruhsal anlamda eşlik edecek bir kişiden, bakımdan da söz ediliyor. Bugün belki girişimcilere de bu konuda çalışma yapmak, bu sektörde var olmak isteyenlere de fikir olur. Yaşlı kreşleri bugün ülkemizde konuşulmaya başlanan konulardan biri.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/OUjfZetc-Mo