Afyonkarahisar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Psikolojik Danışman ve Uzman Aile Danışmanı Sevda Doğan medya03.com’da Rasime Fedakar’ın hazırlayıp sunduğu ‘Sözün Özü’ programının konuğu oldu.

ANNE-BABA ÇOCUKLARINA PLANLAMADA YARDIMCI OLMALI

Yarıyıl tatiliyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Doğan şunları söyledi: “Çocuklar çok yoruldular ve dinlenmek istiyorlar. 2 haftalık periyod, hafta sonlarını da katarsak geniş bir aralık. Bu tatilde öğrenciler dinlenecek ama velileri-ebeveynleri yorulacaktır. Bu dönemde esnek bir günlük-rutin oluşturmakta fayda var. Karnedeki zayıfları bir fırsat olarak değerlendirerek, ödüllendirmek ya da cezalandırmak değil, öğrenme fırsatı olarak karşılamak gerekiyor. Karne zayıflarını biraz da olsa öteleyerek öğrenciler ebeveynleriyle birlikte günlük bir plan oluştursalar! Bu dönemi çok daha verimli atlatabilirler. Bu planlamada anne-baba onlara yardımcı olmalı.”

Alişan’la Hayata Gülümse Afyon’da!
Alişan’la Hayata Gülümse Afyon’da!
İçeriği Görüntüle

POMODORO TEKNİĞİ DERS ÇALIŞMAYI EĞLENCELİ HALE GETİRİYOR

Tatil döneminde çocuklara verimli ders çalışma teknikleriyle ilgili tavsiyelerde bulunan Doğan şunları söyledi: “Ders çalışmak sadece okumak değildir. Bunun yanı sıra anlatmak, dinlemek, sözel veya hareket halindeyken de farklı şekilde insanlar öğrenebilirler. Ses kaydı alıp dinleyen, işitsel öğrenen biri için ses kaydı alıp dinlemek çok daha öğretici olacaktır. Kısa ders anlatım videoları çok işe yarayıcı. Çocuklar birçok farklı öğretmenden konuyu dinleyerek çok daha iyi öğrenebiliyorlar. Uzun uzadıya özet çıkartmak, not yazmak değil, kısa notlar. Kitaplar bile özet hâlinde sunuluyor. Belki o kitapları temin edip NEBİ’den ya da EBA'dan bu tarz kaynakları edinebilirler.

Odaklanmakta zorlanan öğrenciler için bir teknikten bahsetmek istiyorum. Pomodoro tekniği. Bu teknik ders çalışmayı çok daha eğlenceli hale getirerek dikkat süresini odağa çekmiş oluyor. Pomodoro tekniği 25 dakikalık ders çalışma planı ve 5 dakikalık ara verme şeklinde düzenleniyor. Örneğin matematikten 20 soru çözmeyi hedef haline getirmiş bir çocuk, ders çalışmak istediği saati zihinsel olarak önceden planlıyor. Kendine alarm kurarak ders çalışmayı başlatsın ve 20 dakika boyunca o masadan hiç kalkmasın. Akabindeki 5 dakika dinlensin. Bu 5 dakikalık molada telefonla irtibat kurmasın. Ayağa kalkabilir, gezinebilir, su içebilir, nefes alabilir. Gevşeme egzersizleri yapabilir. Günde 3-4 oturum şeklinde yapılabilir.”

ÇALIŞMA ORTAMI DÜZENLENMELİ

Öğrencilerin çalışma ortamını düzenlemeleri gerektiğinin altını çizen Doğan şunları söyledi: “Çocukların çalışma ortamının düzenlenmesini önemsiyoruz. Çünkü karmakarışık bir ortamda ders çalışılmaz. Çocukların evlerindeki fiziki ortamları çok müsait olmayabilir, kendilerine ait bir odaları olmayabilir. Mutfakta, yatarak, televizyon karşısında ders çalışılmaz, müzikle birlikte çok verimli olmaz. Herkesin öğrenme yöntemi birbirinden farklı olsa da çalışma ortamını düzenlerken bunlara dikkat etmekte fayda var.”

BÖLÜMLER ÇOCUKLARI TERCİH ETMEZ

Çocuklar bugün ders çalışırken ne amaçla ders çalıştıklarını bilmeli. Örneğin; tercih dönemlerinde çocuklar aldıkları puanlarla geliyorlar. “Hangi bölümü tercih edelim” diye. Bunun şu an sorulması gereken bir soru olmadığını söylüyorum. Bölümler çocukları tercih etmez. Kendileri çok önceden hazırlanarak tercihte bulunurlar. Bunun gibi öğrencinin içsel motivasyonunu arttırmak için masanın başına oturduğunda yarın nereye varacağını görmüş olması gerekiyor. İçsel dinamiği önceden hazırlamış olmak gerekiyor. Anne-babanın çocuğuna, “Benim oğlum avukat, kızım doktor olacak. Notları çok iyi, ben ona güveniyorum” gibi içsel destekler, telkinler çok işe yarıyor.”

BAŞARILI OLMAK SABIR GEREKTİRİR

Başarılı olmanın yollarıyla ilgili tavsiyelerde bulunan Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuklara dışarıdan baskı uygulayarak, ‘Hadi ders çalış, kitap oku’ Zorla bir şey olmuyor. Baskıcı bir tutum olmamalı. Ödül, ceza bir karşılık olmamalı.

Çocuğa kendi kararlarını vermesi için alan açmakta fayda var. Seçenek sunmak sabah mı çalışırsın, akşam mı? Anne-baba çocukla birlikte ders çalışma planı yapacak. Bu ders çalışma planları üzerinden anne-baba çocuğa eşlik eden, onunla çalışma saatleri içinde bir seçenek sunmalı. Kitap okuma saatleri için bir seçenek sunmalı. Çocuk önüne bir hedef koymuşsa bugün hangi derslere çalışıp, hangi testlerden kaç soru çözmüş olacağını önceden belirlemeli. Kısa yoldan nasıl zengin olunuru çocuklara düşündürtmeden öğrenmenin ve başarılı olmanın sabır, istikrarlı bir çalışma gerektirdiğini onlara benimsetmemiz gerekiyor.”

ATATÜRK HAYATI BOYUNCA 3997 KİTAP OKUDU

Atatürk’ün savaş sırasında bile cephelere sandıklarla kitaplarını taşıttırdığını ve hayatı boyunca 3997 tane kitap okuduğunu ifade eden Doğan şunları söyledi: “Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak çok önemli. Anaokulundan liseye kadar kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için tüm öğretmenler hummalı bir çalışma yürütüyor. Atatürk'ten bahsetmişken burada ondan bahsetmemek O’nu anmamak olmaz.

Atatürk savaş sırasında bile cephaneye sandıklarla kendi kitaplarını taşıttırmış. Savaş esnasında bile kitap okuduğu biliniyor. Hayatı boyunca 3997 tane kitap okuduğu, Türkçenin yanı sıra; Fransızca, İngilizce, Almanca kitapları orijinal dillerinde takip ettiğini biliyoruz. Önümüzde böyle güzel örnekler varken çocuklara okumayı sevdirmek de boynumuzun borcudur.

Anne baba çocuğa rol model olursa, çocukla birlikte okursa, çocuğun yanında sürekli bir ekrana bakmak yerine bir kitaba bakarsa eminim çok daha işe yarar olacaktır. Çok daha öğrenilebilir bir beceri haline gelecektir. Kitap okumak zorunlu bir halden çıkarılıp eğlendiği bir aktivite, yemek yemek gibi bir ihtiyaç haline getirilmeli.

Ezberci sistemler kısa vadede itaatkar nesiller yetişirse de bizim amacımız burada kitap okuyan, sorgulayan, düşünen, verdiğin bilgiyi direk kabul etmeyip eleştiren nesiller yetiştirmektir. Bunun yolu da kitap okumaktan, kitap okumayı sevdirmekten geçer. Çünkü düşünmeyi öğretmeyen her bilgi zihinde yükten ibaret kalır. Nasıl düşüneceğini bilmeyen insan da doğru bilgiye sahip olsa da onu nasıl kullanacağını bilmez.

Bu yüzden cehalet her zaman bilgisizlikten doğmaz. Ezberletilmiş doğruların sorgulamasından beslenir. Kitap okumayı yemek yemek kadar sevmek, sevdirmek çok önemli. Toplumca en büyük eksiğimiz okumamak.” ifadelerini kullandı.

Programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/wMddhBlCa6U