Amatör koroların göçebe ruhları

Amatör koro dünyasının en renkli, en hevesli ama bir o kadar da, göçebe ruhları: Koro Gezginleri.

Abone Ol

​Hayat döngüleri şaşmaz bir ritimle işler. Büyük bir tutkuyla yeni bir koroya kaydolurlar.

İlk iki hafta her şey masalsıdır. WhatsApp grubuna motivasyon mesajları yağdırır, şefin her esprisine,

en önden kahkaha atarlar. Ancak ilk ay geride kaldığında, o pembe bulutlar,

yerini sert gerçeklere bırakır. Solo ona verilmemiştir, üstelik koronun, en arka sırasına oturtulmuştur.

​O an beklenen büyük aydınlanma yaşanır: Bu koro benim vizyonumu anlamıyor!

​Hemen valizler toplanır, bir sonraki koronun seçmelerine koşulur.

Yeni umutlar, yeni heyecanlar ve kaçınılmaz yeni hayal kırıklıkları...

Şehrin tüm amatör korolarını adım adım dolaşan, hiçbir yerde tek bir sezondan fazla barınamayan ve gittiği her yeri sanatsal açıdan yetersiz bulan, gönüllü birer sürgüne dönüşürler.

​Bu gezginlerin aradığı şey, ne müziğin ruhuna inmek, ne de bir eseri derinlemesine işlemektir.

Aradıkları; hızlı bir görünürlük ve zahmetsiz bir tatmindir. Haftada iki saat kalabalığın arasına karışıp,

ses çıkarmak kolaydır.

Ancak koro, kişiye özel bir alkış mekanizması olmaktan çıkıp, disiplin, emek ve sabır talep ettiğinde,

kaçış başlar.

​Çünkü bir koroda kök salmak, kendi sesindeki ve kulağındaki eksikliklerle yüzleşmektir;

Yani aynaya bakma cesaretidir. Liman değiştirmek ise suçu hep kötü sisteme, bencil şefe ya da yetersiz koristlere atma konforu sağlar.

​Dışarıdan bakıldığında, sanatla dolup taşan bir hayat... Ama madalyonun öteki yüzü bambaşkadır.

​Beş yılın sonunda ellerinde kalan tek şey; 10 farklı koronun fuları, anı fotoğrafları,

15 tane yarım bırakılmış repertuvar klasörü ve kocaman bir yüzeysellik.

Tek bir eserin ruhuna dokunamamış, toplulukla uyum yakalayamamış, kendi sesinin sınırlarını öğrenememiş birer şarkı turisti olarak kalırlar.

​Her yetersizlik hissinde şef değiştiren bu gezginler için, belki de sorun ne limanlardadır ne de kaptanlarda.

Belki de sorun, sırf yüzmeyi öğrenmenin zahmetinden ve derinlik korkusundan dolayı sürekli kıyıda yürümeyi tercih etmelerindedir.

​Bir daha koro değiştirme krizi kapıyı çaldığında, şu soruyu sormaları gerekir. Sahnede gerçekten parlamak, her yıl yeni bir koro aramak mı, yoksa bir esere emek verip kendi sesinle derinleşmeyi göze almak mı?