AFSÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalından Doç. Dr. Hacer Demir yürütücülüğünde hayata geçirilen çalışma; Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meltem Baykara ile aynı bilim dalından Dr. Öğr. Üyesi Sena Ece Davarcı ve Öğr. Gör. Dr. Beyza Ünlü, Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Sefa Çelik ile Doç. Dr. Serkan Şen ve Uzm. Dr. Yaşar Çulha’nın katkılarıyla tamamlandı.
AFSÜ’NÜN ÇALIŞMASI TEDAVİYE KARŞI GELİŞEN DİRENCİN AYDINLATILMASI AÇISINDAN DEĞER TAŞIYOR
AFSÜ BAP desteğiyle yürütülen ve sunumunu, Tıbbi Onkoloji Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Sena Ece Davarcı’nın yaptığı “Renal Hücreli Kanserde Otofaji ile Sunitinib Direnci Arasında Bir İlişki Var mıdır?” başlıklı çalışmada, böbrek kanserinin en yaygın türü olan renal hücreli karsinomda (RHK) kullanılan önemli bir kemoterapi ilacının hücresel düzeydeki etki mekanizmaları incelendi.
Çalışmada, yaygın olarak metastatik böbrek kanseri tedavisinde kullanılan Sunitinib adlı ilacın insan renal hücreli karsinom hücreleri (Caki-2) üzerindeki moleküler etkileri, anjiyogenez (damar oluşumu), otofaji (hücresel kendini yenileme) ve apoptoz (programlı hücre ölümü) mekanizmaları açısından laboratuvar ortamında kapsamlı biçimde incelendi.
Gerçek zamanlı PCR ve Western blot gibi gelişmiş moleküler biyoloji yöntemleri kullanılarak elde edilen bulgular, dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Buna göre Sunitinib uygulaması, VEGFA geninin hem mRNA hem de protein düzeyinde anlamlı ölçüde baskılandığını gösterirken, otofaji belirteci olan Beclin-1’in her iki düzeyde de belirgin şekilde arttığını ortaya koydu. Bu bulgular, ilacın tümör hücrelerini öncelikle damarlanmayı engelleyerek ve otofaji mekanizmasını devreye sokarak baskıladığına işaret etti.
AFSÜ’de yürütülen sağlık alanındaki çalışmalardan biri olan bu araştırma, böbrek kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların etki mekanizmalarının daha iyi anlaşılması ve tedaviye karşı gelişen direncin aydınlatılması açısından değer taşıyor. Laboratuvar ortamında elde edilen bulguların, gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutması ve böbrek kanseri tedavisine yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Çalışmanın uluslararası katılımlı bir kongrede ödüle layık görülmesi ise AFSÜ akademisyenlerinin bilimsel üretim ve disiplinler arası iş birliği alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.





